Yazdır
Manik depresyon
Cinsellik
nisan-2011-cinsellik-3-resim-1Depresyon ve aşırı neşe gibi iki zıt duygu halinin, nöbetler halinde yaşandığı ‘manik depresyon hastalığı’, sanatçı Nurseli İdiz nedeniyle gündemdeydi. Hastalığın detaylarını uzmanına sorduk…

Manik depresyon (bipolar bozukluk) hastalığı, sık değişen gündemimize magazinel bir boyutla taşındı. Oyuncu Nurseli İdiz’in alkol yüzünden turneye gitmediği iddiası, İdiz’in yaptığı “Alkolik değil, manik depresif hastasıyım. Vücudumda lityum eksik ve tedavi görüyorum”, açıklaması üzerine başka bir boyuta taşındı. Bipolar bozukluk tanımının köşe yazılarına dahi taşınmasına neden olan olay konuşulur olmasına rağmen, hastalık hakkında fazla bir bilgi sunmadı. Toplumda görülme sıklığı yüzde 1-2 olan ve hem kadınlarda hem erkeklerde eşit oranlarda görülen hastalık hakkında, Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir’e sorular yönelttik.
Manik depresyon nasıl bir hastalık?
Bipolar bozukluk ve manik depresyon aynı hastalığın farklı isimleridir. Bu hastalık mani ve depresyon atakları ile karakterizedir. Hastanın duygulanımı mani dönemlerinde neşe, depresyon dönemlerinde umutsuzluk ve çökkünlükle karakterizedir. Ara dönemlerde kişi normale döner.
Hastalık nasıl bir seyir izliyor?
Hastalar ilk atağı sıklıkla yirmili yaşlarında geçirirler. Daha genç ya da daha ileri yaşlarda da olabilir. Beş-altı yaşlarında ya da 50 yaşından sonra ilk atağını geçiren hastalara da rastlanabilmektedir. Bazen ilk atak depresyondur, bu durumda tanı koymak daha zordur. Ataklar birkaç günde sonlanabilir ya da birkaç aya kadar uzayabilir. Özellikle tedavi edilmediğinde uzun sürer.
Kimler bu hastalığa yatkın?
Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olanlar, toplumdaki diğer kişilere oranla daha fazla hastalığa yakalanma riski taşır. Hastaların yüzde 50’sinin anne ya da babasında aynı hastalık olduğu tespit edilmiştir. Tek yumurta ikizlerinden birinde mani olduğunda, diğerinde mani görülme oranı yüzde 70’tir. Bu hastaların birinci derece yakınlarında mani ve depresyon görülme oranı normal topluma göre daha sıktır. Akrabalık derecesi azaldıkça risk azalmaktadır.
Depresyondan farkı ne?
Depresyonda en belirgin özellik mutsuzluk, umutsuzluk, çökkünlük ve hayattan zevk alamamaktır. Bipolar bozuklukta ise depresyon dönemlerinin yanısıra mani dönemleri de vardır. Mani dönemleri, depresif dönemlerin neredeyse tam zıttı özellikler taşır. Hastada ciddi bir özgüven artışı, engellenemeyen tahammülsüzlük, coşku, taşkınlık, aşırı para harcama, cinsel ilgi ve aktivitede artma gibi özellikler vardır. Ara dönemlerde ise kişi normale döner. Bu dönemlerde hasta aşırı neşeli, canlı davranabilir, engellenmeye kalkan olursa neşesi bir anda öfkeye dönüşür. Özel bir gücü ve yeteneği olduğuna inanabilir. Kendini ve ailesini zarara sokacak cüretkar iş girişimlerine kalkışabilir. Aşırı konuşma eğilimi gözlenir. Kişi, olağan durumundan farklı ve belirgin bir biçimde hızlı ve sürekli konuşma eğilimindedir. Zihinsel etkinlikler hızlanmıştır. Düşünceler ve çağrışımlar birbiri ardı sıra gelir. Dikkatini belirli bir konu üzerinde, belirli bir süre tutmakta zorlanır.
Toplumsal ilgi belirgin bir biçimde artmıştır. Kişi çok daha sosyal, çok daha girişken, çok daha atak olur. Sonuçlarını hesaplamadan, yaşamdan zevk almaya yönelik etkinliklere girişilir. Çoğu geçici bir hevese yönelen etkinliklerdir bunlar. Giyiniş biçimini birden bire köklü bir şekilde değiştirme, toplumsal kuralları zorlayan cinsel deneyimlere girişme, hesapsız para harcama, ayna karşısında uzun süre vakit geçirme gibi belirtiler kendini gösterir. Uyku gereksinimi düşer, günlerce uyumadan yaşarlar. Buna rağmen kendilerini iyi hissederler, hastalığın en önemli belitisi de budur ve sonuç itibari ile bir döngü yaşanır. Aşırı ve abartılı bir özgüven görülür. Kişi kendini, her şeye gücü yeten, her sorunu çözebilecek, giriştiği her işin üstesinden rahatlıkla gelebilecek bir durumda algılar. Hastada ani saldırganlık ve ani hareketlilik gözlemlenebilir.

aytul-corapcioglu-ozdemirHastalar aile, sosyal ve iş yaşamlarında zorluk çekiyorlar
Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir Psikiyatrist
Manik ataklar sırasında kişi; son derece yaşam dolu, neşeli, canlı, mutluluktan uçan bir insan görünümü verir. Bununla birlikte aşırı tutumlar sonucu davranışları, aile sosyal ve iş yaşantısı bozulur. Hastalık sinsi bir başlangış yapar ve tanınmazsa kişiler gereksiz yere yıllarca ıstırap çekebilir. Tedavi edilmediğinde alkol ve madde kullanımı, bozulmuş ilişkiler, kötü iş ve okul performansı, artan özgüvenin verdiği cesaretle yapılan yanlış işlerin sonucunda finansal, sosyal sorunlar ve artan intihar riski gibi yıkıcı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Tanısı nasıl konuyor?
ve ailesinin yakınmalarını dinleyen bir psikiyatri uzmanının yapacağı değerlendirme sonucunda tanı konur. Hastalar genelde uzun yıllar depresif bozukluk teşhisleri alabilir teşhis için hasta yakınlarını dinlemek daha dogrudur keza hasta kendi gerçek durumunun farkında olmayabilir ya da tersi hasta olarak tanımlanmamak korkusuyla hastalığını saklama ya da hekimi yanıltmaya çalışabilir.
Kronik bir hastalık mıdır?
Evet, kronik bir hastalıktır. Hastalar yaşamları boyunca ortalama 10 kadar atak geçirirler. Atak sayısı arttıkça ataklar arasındaki süre kısalır. Bipolar bozukluk bazı kişilerde mevsimsel bir dalgalanma gösterir. Sonbahar ve kış, depresif durumun, ilkbahar aylarıysa manik atakları gözlendiği aylardır.
Hastalığın lityum eksikliği ile bir ilgisi var mı?
Hastalığın lityum eksikliği ile ilgisi yoktur ama tedavide lityum tuzlarından da yararlanılır.
Nasıl tedavi ediliyor?
İki uçlu bir hastalık olduğu için hastanın içinde bulunduğu klinik duruma göre tamamen farklı tedaviler uygulanır. Depresyonda ise depresyon ilaçları, manik dönemde ise mani tedavisi için kullanılan ilaçlar öncelikli olarak kullanılmalıdır. Ama her iki durumda da tedavinin vazgeçilmez unsuru ‘duygudurum düzenleyici’ adı verilen koruyucu tedavidir. Burada lityum tuzları, bazı epilepsi ilaçları ya da ntipsikotik olarak adlandırdığımız ve çeşitli psikiyatrik hastalıklarda da kullanılan ilaçlar, kişiye özel doz ayarlaması yapılarak kullanılır. Koruyucu tedaviyle atak sıklığı azaltılır, hasta tekrar mani veya depresyon geçirse bile bunların hafif olması ve kısa sürmesi sağlanır. Bazı hastalar ömürleri boyunca bir daha ne depresyon ne mani, hiçbir hastalık atağına yakalanmazlar. Hastaların yaklaşık yüzde 80’inin ömür boyu koruyucu tedavi alması gerekir.
Alkolün hastalığın seyrini etkileyici özelliği var mı ?
Alkol kullanımı, ilaçların olumlu etkilerini neredeyse ortadan kaldırır ve kullanılan ilaçlarla etkileşim haline geçer. Bu da, karaciğer problemlerine, sağlık problemlerine, duygu durumda oynamalara sebep olur. Alkol kullanımı dışında diğer uyuşturucu maddelerden de uzak durmak gerekmektedir.

AYLA TÜRKSOY

FOTOĞRAF: VINCENT BESNAULT / STONE / GETTY IMAGES

Seninle Dergisi Nisan 2011 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine